Adem Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Derneği

 GEÇİLMEZ

Bu kapıdan kol ve kanat kırılmadan geçilmez;

Eşten, dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez.

İçeride bir has oda, yeri samur döşeli;

Bu odadan gelsin diye çağrılmadan geçilmez.


Eti zehir, yağı zehir, balı zehir dünyada,

Bütün fani lezzetlere darılmadan geçilmez.

Varlık niçin, yokluk nasıl, yaşamak ne, topyekün?

Aklı yele salıverip çıldırmadan geçilmez.


Kayalık boğazlarda yön arayan bir gemi;

Usta kaptan klavuza varılmadan geçilmez.

Ne okudun, ne öğrendin, ne bildinse berhava;

Yer çökmeden, gök iki şak yarılmadan geçilmez.


Geçitlerin, kilitlerin yalnız O'nda şifresi;

İşte, işte o eteğe sarılmadan geçilmez!

Necip Fazıl KISAKÜREK 

 

 

 

 

 

İlim bir lücce-i bî sahildir, anda âlim geçinen câhildir.

 YÛNUS EMRE

On üçüncü yüzyıl tasavvuf şâiri. Hayâtı ve kimliği hakkında kesin mâlumât yoktur. Şiirleri asırlar boyunca zevkle ve hayranlıkla okunmuş, yalnız bizde değil birçok ülkelerde de alâka uyandırmış bulunan müstesnâ bir şahsiyettir.

Bâzı kayıtlardan ve şiirlerinden 1240 yıllarında doğduğu, 80 sene civârında yaşadığı, Bolulu olduğu, Eskişehir-Sarıköy’de (Bugünkü ismi Yûnus Emre) vefât ettiği ve buraya defnedildiği anlaşılmaktadır.

Ankara-Eskişehir demiryolunun kenarında bulunan türbesi 1948’de yolun genişletilmesi için kaldırılmak istendi. Fakat bir türlü bu işte muvaffak olunamamıştı. Hatta bir defâsında döşenen rayların sökülüp sekiz metre geriye atıldığı görüldü. Bunun üzerine Yûnus Emre için bir türbe yapılıp bedeninin oraya nakline karar verildi. Yûnus Emre’nin yeni kabri eskisinden 100 m kadar ilerideki bir tepecikte yapıldı. Yeni kabrine taşıyacak beş kişilik heyet, kimseye haber vermeden ve hiçbir merâsim yapmadan çalışacaktı. Karar verildiği üzere hareket edildi. Yalnız ertesi gün Yûnus Emre’nin çevresine dâvetsiz, îlânsız 30.000’den fazla insanın toplandığı görüldü.

Devamını oku...Bağlantısı